Sustum....

Bütün kainat sustu...

Sonra mı?
Sonrası yok...
Sonrası sessizlik, sonrası belki çığlık...

Belki mavi bir ölüm...

Ölümüne sustum işte..
Ötesi masal...

 

Yaptığım yaramazlıklara annem hiç kızmadı.

Dayanamayıp söyledim seni anneme.

Annem yine kızmadı

fakat…

Sustuğumdan beri yaram bir hayli azdı.

Beni bir ben biliyorum birde peşimden gelmeye üşenen gölgem.
Sımsıkı kapat gözlerini , duyulmasın yalnızlığım.
Asılsız bir vedadan sürgün yesin varlığım , assınlar sensizlikten pas tutan ruhumu.
Dar ağacı dar gelsin , 
kimsesizliğin muhtırası yankılansın ulu orta , apaçık bir meydanda.
Kanasın , pıhtısı görünmez kılsın sana dirayet-sizliğimi.
Söyle çaresizliğimin çaresiz derdi.
Hangi şarkıda yıkarsın güven tabularını.
Hangi beste dindirir saçlarında ki vurgun yemiş baharları.
Susturduğum geceye kan kusturma vaktini gösteriyor saatler.
Akrep zehriyle sızmış yarınlara.
Söylesene hangi sese aşina kulakların.
Duymak istediklerin ve duydukların.
Nerede buldun unuttuğunu.
Nerede bıraktın beni.
Haberim yok hangi günün seherinde doldu yerim.
Bil istiyorum mesafeler affedemez bu vedayı.
Gidişin konu olacak dilsiz şairlere.
ben ”sen” olarak yazıyorum , sen ” biz” olarak duy ”ayrılık” olarak algıla.


Doğan Yücetaş

Yokluğunla Yok Alıp Veremediğim



Yara benim yar ,senin değil.
Hayalime yok gözüyle bakan insanların açtığı yara benim.
Seni ölürcesine isterken… 
öylesine ,
sıradan bir baharmışsın gibi beklemeyi başka bir hazana ertelememi isteyenlerin açtığı yara benim.
Küçükken kaybettiğim misketlerime ağlayışım.
Sessiz feryatların arşa yükseldiği harabemle savaş halindeyim.
Yokluğunla yok alıp veremediğim.

Ellerindeki kanda saklı geçmişim. 
Beceremediğin pansumandan arta kalan yarada apaçık görülüyor ihanetin.
bana gelemeyişinle eş değerde küfürlerim.

Yara benim yar , senin değil.
Senin açtığın fakat benim sahiplendiğim adına yar mahzeni dediğim yara benim.

Gizledim ben odamın perdesinden sızan ıhlamur kokusunu.
Hatırlamıyorum kaç kez nefes almadım.
Ama ihtiyaç duyduğum her nefeste sen vardın anlamadın. 
Sakladım her gece aynalara sırıtan hüznümü.

Ağlamadım desem yalan , güldüğümü hatırlamıyorum.

Biliyorum fırtınası sensiz bir yelkende , 
ucu bucağı sana dolanan maviliğin ortasında alabora olmuşluğum var.
Gün geçmiş , sen geçmeden gözlerimin mihrakından , sana savrulmuşluğum… Yaranın hatırına sesimi unutmuşluğum var.
Yokluğunda kahır mektupları yazmışlığım adını ihanetle anmışlığım var.

aldırış etmedin varlığıma , 
alıpta gidemedin ya kendini kendimden , ona küllerimden savrulup har oluşum..

Sende duymadın çığlığımı ey yar.
Sen de duymadın , 
ben de bari duysaydın boğulmazdım öyle iki damla göz yaşında.

Ama dedim ya yara benim , acıyan yer benim , bende bıraktığın sadece özlemin. 
Fazla sahiplendim , beni görmeyen gözlerini.
Görmediğim gözlerinle kavgam benim. 
Dualarımın olmayacaklar listesinde en başta bulunmasına ,
kendine hayrı olmayan yıldızlardan dilediğim dileklere bozduğum ezberlerim.

Oysa ;
”Benim tek derdim sendin.” Derdim de inanmazdın.
Ne derdime ne dediklerime…
Bozguna uğratılmış bir çıkmazda ”sev kaç” taktiğiyle mağlubum ben bu savaşta…

Doğan Yücetaş

Anonim sordu
Şapşik misin sen

Temiz konuş Fikri Bey

Anonim sordu
Şiir yazıyomusun sen

Yok hafız yok öyle bir dünya. Şiir dediğin nedir ki anlamam ben.

Şimdi beni iyi dinle, bütün bu boktanlığın içinde sevebildiğim tek şey sensin, senin de beni sevmen bu boktanlığı düzeltmeyecek, sadece güzelleştirecek. bunu anlamanı beklemiyorum, beni anlamanı da beklemiyorum, hatta hiç bir şeyi anlamanı beklemiyorum çünkü anlayan herkes gider, çünkü anlayan herkes defolur gider, çünkü anlayan herkes siktir olur gider. Gitmeni istemiyorum, bu yüzden sakın anlama, sadece sev.!

ö.s.ö

ekmekarasiruya:

“Ne sen beni anlıyorsun, Ne de ben.Ne ben anlatabiliyorum, Ne de sen. Besbelli, bitecek…”-Aziz Nesin

ekmekarasiruya:

“Ne sen beni anlıyorsun, 
Ne de ben.
Ne ben anlatabiliyorum, 
Ne de sen. 
Besbelli, bitecek…”

-Aziz Nesin

Sevme , tutup gireceğim diye bir kalbe beni ezip geçme.
Yorma yüreğini.
Bozulmasın dudaklarındaki mührün mumu.
Zulasında saklansın kelimeler ama susacaklarından bahsetme.
Tamam sevme.
Fakat beni sevmediğin gibi onları da sevme.


Doğan Yücetaş

Anonim sordu
onsuz'luk zor olsa gerek ? sonsuza gitmek varken..

Onunla s’onsuzluğa varabilmektir aşk.   ”S”  harfi güven kaybına uğrar bazen. Onunla onsuzluğa gideriz. O yanımdayken onsuzluğuna bile eyvAllah :)

Anonim sordu
bugüne kadar ki en büyük pişmanlıgın neydi ?

Pişmanlık diye bir şey yok aslında yaptığımız her şeyi irademizle yapıyoruz ama nokta koyulması gereken insanlar girdi hayatıma onlara nokta koymayıp virgül ısmarlamıştım bu galiba. Evet evet bu.

Ölme ,gül halime de ölme.
Bırakıp gitme.
Bırak bitsin şarkılar sen bitme.
Kırk ikindiler çalıyor kapımı , ıslanıyor yolunu şaşıran rüzgarlar.
Kurak kalan dudaklarımda bir ıslık ,
Yüzü düşmüş aynaların , bak gözlerime gör kendini de ölme.


Dogan Yücetaş

Allah’a onun izniyle , sen . Biz diye kabul buyursun katında. (Amin)

Anonim sordu
erkekler ağlarmı. ağladın mı hiç.

Şekil A bu resim ağlattı çok ağlattı sahibi çok kızıcak bana.


Sevebilmekse Sevdim İşte…


Büyümüştük.
Zaman su misali akıp giderken ömrümüzün taze baharlarından,
zamansız-lığımıza ağlıyorduk.
Kimsesizliğimizi kitaplara yediriyorduk , gittikçe artıyordu sayfalar.
ve hiç birinin sonu 
” …sonsuza dek mutlu yaşadılar.’ diye bitmiyordu.
Bitiremiyorduk zihnimizde canlanan mutluluk sahnelerini.
Ali sokakta oynamıyordu artık.
Ayşe’ye olan aşkını duvarlara yazdırabilmek için boykot ediyordu,
gün yüzü görmemiş sevdaları.

Kuyruksuz bir uçurtma beliriyor bak gökyüzünde.
Gözleri sana benzeyen kızım boğularak can verdi düşlerimde.
Ardımızdan konuşan kalemlere sus payı bıraktık
Romanlara konu oldu aramızdaki mesafeler
Oysa özgürlükten bahsetmiyordu  artık yazarlar.
Yaşanamayan bir aşkın saf dışına terk edilişi vizyonda şimdilerde.
Hadi seyret noktasını koyduğun ömrün , 
hatrında kalan hatıralarını…


Sevebilme öyküsünden ibaretti her şey.
Sevmek gerekiyordu ,
Seni hatırlatan her şeyi sevmek.
Ben aslında her gece kayan yıldızlardan seni dilemeyi sevdim.
Gökyüzünün olmayacak duama amin deyip ağlamasını ,
uykularımın beni bırakıp sana kaçmasını sevdim…
Sigarayı bahane ettim
Seni sevebilmek hayatı sevdirebilmekdi içimdeki çocuğa.
Sigaranın bile onlarca tiryakisi var , senin neden olmasın dedim ve sevdim.
Sessizce.
Sen/siz/ce sevdim.
Sadece sevdim.
Senin haberin yoktu benimde menfaatim.
Sevdim işte.
Ötesi yoktu.
Küfürler geldi dilime.
Ana avrat sövmek istedim gelmeyişine.
Annenin annem , seninde eşim olma ihtimalin bozdu küfürlerimin ahengini.
Sonra sustum.
Ölmek suskunluğumda saklıydı. 
Dibi bulanıktı düşlerin.
Eve girerken sol kolunun altında sakladığın gazetenin,
üçüncü sayfasında yer buldum kendime.
Sana yazılanları okumama gayretin son bulacak bu sefer.
Ve yeni bir intihar şekli peydahlanacak ben öldüğümde.
Deneyenler de olacak eminim.
Başkasını  seven birini sebepsizce özleyecekler.
Defalarca ölecekler , 
ölmeye tövbe edecekler.
Kendini şerre adamış gecenin hayırlısından kime ne.
Sen çek yorganı üstüne , soğuktur şimdi oralar üşütme…

Doğan Yücetaş

Sevebilmekse Sevdim İşte…

Büyümüştük.
Zaman su misali akıp giderken ömrümüzün taze baharlarından,
zamansız-lığımıza ağlıyorduk.
Kimsesizliğimizi kitaplara yediriyorduk , gittikçe artıyordu sayfalar.
ve hiç birinin sonu 
” …sonsuza dek mutlu yaşadılar.’ diye bitmiyordu.
Bitiremiyorduk zihnimizde canlanan mutluluk sahnelerini.
Ali sokakta oynamıyordu artık.
Ayşe’ye olan aşkını duvarlara yazdırabilmek için boykot ediyordu,
gün yüzü görmemiş sevdaları.
Kuyruksuz bir uçurtma beliriyor bak gökyüzünde.
Gözleri sana benzeyen kızım boğularak can verdi düşlerimde.
Ardımızdan konuşan kalemlere sus payı bıraktık
Romanlara konu oldu aramızdaki mesafeler
Oysa özgürlükten bahsetmiyordu  artık yazarlar.
Yaşanamayan bir aşkın saf dışına terk edilişi vizyonda şimdilerde.
Hadi seyret noktasını koyduğun ömrün , 
hatrında kalan hatıralarını…
Sevebilme öyküsünden ibaretti her şey.
Sevmek gerekiyordu ,
Seni hatırlatan her şeyi sevmek.
Ben aslında her gece kayan yıldızlardan seni dilemeyi sevdim.
Gökyüzünün olmayacak duama amin deyip ağlamasını ,
uykularımın beni bırakıp sana kaçmasını sevdim…
Sigarayı bahane ettim
Seni sevebilmek hayatı sevdirebilmekdi içimdeki çocuğa.
Sigaranın bile onlarca tiryakisi var , senin neden olmasın dedim ve sevdim.
Sessizce.
Sen/siz/ce sevdim.
Sadece sevdim.
Senin haberin yoktu benimde menfaatim.
Sevdim işte.
Ötesi yoktu.
Küfürler geldi dilime.
Ana avrat sövmek istedim gelmeyişine.
Annenin annem , seninde eşim olma ihtimalin bozdu küfürlerimin ahengini.
Sonra sustum.
Ölmek suskunluğumda saklıydı. 
Dibi bulanıktı düşlerin.
Eve girerken sol kolunun altında sakladığın gazetenin,
üçüncü sayfasında yer buldum kendime.
Sana yazılanları okumama gayretin son bulacak bu sefer.
Ve yeni bir intihar şekli peydahlanacak ben öldüğümde.
Deneyenler de olacak eminim.
Başkasını  seven birini sebepsizce özleyecekler.
Defalarca ölecekler , 
ölmeye tövbe edecekler.
Kendini şerre adamış gecenin hayırlısından kime ne.
Sen çek yorganı üstüne , soğuktur şimdi oralar üşütme…
Doğan Yücetaş

sonsuzsatrlar