Sustum....
Bütün kainat sustu...
Sonra mı?
Sonrası yok...
Sonrası sessizlik, sonrası belki çığlık...
Belki mavi bir ölüm...
Ölümüne sustum işte..
Ötesi masal...
Catching Elephant is a theme by Andy Taylor
Yaptığım yaramazlıklara annem hiç kızmadı.
Dayanamayıp söyledim seni anneme.
Annem yine kızmadı
fakat…
Sustuğumdan beri yaram bir hayli azdı.
Beni bir ben biliyorum birde peşimden gelmeye üşenen gölgem.
Sımsıkı kapat gözlerini , duyulmasın yalnızlığım.
Asılsız bir vedadan sürgün yesin varlığım , assınlar sensizlikten pas tutan ruhumu.
Dar ağacı dar gelsin ,
kimsesizliğin muhtırası yankılansın ulu orta , apaçık bir meydanda.
Kanasın , pıhtısı görünmez kılsın sana dirayet-sizliğimi.
Söyle çaresizliğimin çaresiz derdi.
Hangi şarkıda yıkarsın güven tabularını.
Hangi beste dindirir saçlarında ki vurgun yemiş baharları.
Susturduğum geceye kan kusturma vaktini gösteriyor saatler.
Akrep zehriyle sızmış yarınlara.
Söylesene hangi sese aşina kulakların.
Duymak istediklerin ve duydukların.
Nerede buldun unuttuğunu.
Nerede bıraktın beni.
Haberim yok hangi günün seherinde doldu yerim.
Bil istiyorum mesafeler affedemez bu vedayı.
Gidişin konu olacak dilsiz şairlere.
ben ”sen” olarak yazıyorum , sen ” biz” olarak duy ”ayrılık” olarak algıla.
Doğan Yücetaş

Yara benim yar ,senin değil.
Hayalime yok gözüyle bakan insanların açtığı yara benim.
Seni ölürcesine isterken…
öylesine ,
sıradan bir baharmışsın gibi beklemeyi başka bir hazana ertelememi isteyenlerin açtığı yara benim.
Küçükken kaybettiğim misketlerime ağlayışım.
Sessiz feryatların arşa yükseldiği harabemle savaş halindeyim.
Yokluğunla yok alıp veremediğim.
Ellerindeki kanda saklı geçmişim.
Beceremediğin pansumandan arta kalan yarada apaçık görülüyor ihanetin.
bana gelemeyişinle eş değerde küfürlerim.
Yara benim yar , senin değil.
Senin açtığın fakat benim sahiplendiğim adına yar mahzeni dediğim yara benim.
Gizledim ben odamın perdesinden sızan ıhlamur kokusunu.
Hatırlamıyorum kaç kez nefes almadım.
Ama ihtiyaç duyduğum her nefeste sen vardın anlamadın.
Sakladım her gece aynalara sırıtan hüznümü.
Ağlamadım desem yalan , güldüğümü hatırlamıyorum.
Biliyorum fırtınası sensiz bir yelkende ,
ucu bucağı sana dolanan maviliğin ortasında alabora olmuşluğum var.
Gün geçmiş , sen geçmeden gözlerimin mihrakından , sana savrulmuşluğum… Yaranın hatırına sesimi unutmuşluğum var.
Yokluğunda kahır mektupları yazmışlığım adını ihanetle anmışlığım var.
aldırış etmedin varlığıma ,
alıpta gidemedin ya kendini kendimden , ona küllerimden savrulup har oluşum..
Sende duymadın çığlığımı ey yar.
Sen de duymadın ,
ben de bari duysaydın boğulmazdım öyle iki damla göz yaşında.
Ama dedim ya yara benim , acıyan yer benim , bende bıraktığın sadece özlemin.
Fazla sahiplendim , beni görmeyen gözlerini.
Görmediğim gözlerinle kavgam benim.
Dualarımın olmayacaklar listesinde en başta bulunmasına ,
kendine hayrı olmayan yıldızlardan dilediğim dileklere bozduğum ezberlerim.
Oysa ;
”Benim tek derdim sendin.” Derdim de inanmazdın.
Ne derdime ne dediklerime…
Bozguna uğratılmış bir çıkmazda ”sev kaç” taktiğiyle mağlubum ben bu savaşta…
Doğan Yücetaş
Temiz konuş Fikri Bey
Yok hafız yok öyle bir dünya. Şiir dediğin nedir ki anlamam ben.
Şimdi beni iyi dinle, bütün bu boktanlığın içinde sevebildiğim tek şey sensin, senin de beni sevmen bu boktanlığı düzeltmeyecek, sadece güzelleştirecek. bunu anlamanı beklemiyorum, beni anlamanı da beklemiyorum, hatta hiç bir şeyi anlamanı beklemiyorum çünkü anlayan herkes gider, çünkü anlayan herkes defolur gider, çünkü anlayan herkes siktir olur gider. Gitmeni istemiyorum, bu yüzden sakın anlama, sadece sev.!
ö.s.ö
“Ne sen beni anlıyorsun,
Ne de ben.
Ne ben anlatabiliyorum,
Ne de sen.
Besbelli, bitecek…”
-Aziz Nesin
Sevme , tutup gireceğim diye bir kalbe beni ezip geçme.
Yorma yüreğini.
Bozulmasın dudaklarındaki mührün mumu.
Zulasında saklansın kelimeler ama susacaklarından bahsetme.
Tamam sevme.
Fakat beni sevmediğin gibi onları da sevme.
Doğan Yücetaş
Onunla s’onsuzluğa varabilmektir aşk. ”S” harfi güven kaybına uğrar bazen. Onunla onsuzluğa gideriz. O yanımdayken onsuzluğuna bile eyvAllah :)
Pişmanlık diye bir şey yok aslında yaptığımız her şeyi irademizle yapıyoruz ama nokta koyulması gereken insanlar girdi hayatıma onlara nokta koymayıp virgül ısmarlamıştım bu galiba. Evet evet bu.
Ölme ,gül halime de ölme.
Bırakıp gitme.
Bırak bitsin şarkılar sen bitme.
Kırk ikindiler çalıyor kapımı , ıslanıyor yolunu şaşıran rüzgarlar.
Kurak kalan dudaklarımda bir ıslık ,
Yüzü düşmüş aynaların , bak gözlerime gör kendini de ölme.
Allah’a onun izniyle , sen #diyeduaediyorum. Biz diye kabul buyursun katında. (Amin)
Şekil A bu resim ağlattı çok ağlattı sahibi çok kızıcak bana.
Sevebilmekse Sevdim İşte…